Make your own free website on Tripod.com

DUA

Yazar: Ali ŞERİATİ

Yazar: Birleşik Yayıncılık

Baskı: Ankara / 1993 / 174 shf.

 

SUNUŞ YERİNE

Bu bölüm yukarıda belirttiğimiz gibi M. Akif AK'ın daha önce yayınlanmış yazısından önsöz olarak alınmıştır. Dua, bir yükseliştir.

Her dua ruhtan bir filizin yeşermesi, boy sürmesidir. Dal budak salmak için rahmetlere avuç açar gibi yaprak açmasıdır. Her yaprak yakarış, her çiçek açılışı bir duadır. Tohumun yarılması bir duadır. Fidanlar bir uzanıştır. Yaratıcıya duadır ağaçlar dal dal dua süslü, çiçek çiçek yalvarma bezelidir. Taş dua; toprak niyaz; deniz yakarıştır. Felekler dua ile devreder. Kainat dua doludur. İnsanın duası, ruhtaki korkunç şiddete bir buluşma özlemidir, ebedi ve ezeli sevgiyle... Dua, fani maddeden, mana sonsuzluğuna doğru bir sıçrayıştır. Fakat bir iniştir de dua. Her samimi dua mutlak bir kurtuluştur. En iyi bilenin huzurunda hiçbir şey gizlemeye ve inkara cesaret edemeden açık bir muhasebedir.

Şüphesiz ki dua ak yüreklerden çıkıyorsa menziline ulaşır. Ya da sütteki siyah lekeler gibi içindeki pislikleri temizleme gayreti ise gerçek dua vasfını kazanır. Beyaz yürekler pisliklere dayanamaz ama bu demek değildir ki, o beyazlık hep lekesizdir. İnsandır bir olur rahmet denizlerinde yüzer, bir olur günah bataklıklarında sürünür. İşte bu zaman beyaza leke düşmüştür ama o yürekle lekeyi taşıyamaz uzun zaman. İsyan eder. Pislik mutlaka temizlenmeli, sütteki leke tutulup atılmalıdır. Yüreği zonklatan bir arzu itiraf ihtiyacıdır, bu arzu, itiraf kime? Sığınılacakların, güvenileceklerin en büyüğüne, hudutsuz af ve bağışlama sahibine. Dua, bu itirafın en mükemmel vasıtasıdır. Eğer dua sağlıklı bir iç hesaplaşmanın sıkıntılarından güç alıyorsa mutlaka müessir olur. Gözyaşı karışmış dualar ise en samimi yakarışlardır. Çünkü gözyaşları iç hesaplaşmada inanç adına kazanılan zaferlerin muştusudur.

O halde dua bir yeniden doğuştur.

Dua, sessiz, iniltili, gürültüsüz feryattır.

Duayı bir ruhi ihtiyaç ve alışkanlık edinmiş kimsede mükemmel bir karakter oluşur. Yakarışımız kendimiz için değildir. Kendimiz için dua edeceksek, biz de bizim olmayan, gayrlara feda ettiğimiz tarafımız için dua edelim. Ölücü yanımızda çürüyücü fani tarafımıza değil. “ Kim ki, yanında hazır bulunmayan bir inanmış kardeşi için dua ederse, etrafındaki melekler, istediğinin bir misli de senin için olsun derler.”

 

Hz. PEYGAMBER'1N TAİF SEFERİ DÖNÜŞÜ YAPTIĞI DUA

İlahi, kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğünü, ancak sana arz eder, sana şikayet ederim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi ! herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabbi sensin.

İlahi ! Huysuz, yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek, hatta hayatının dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin.

İlahi! Sen razı olasıya dek affını diliyorum. Bütün kuvvet, her kudret ancak Sendendir.

 

BEĞENİLEN FİİLLER VE ÖVÜLEN AHLAKİ İSTEME DUASI

İlahi ! Kendi lütfunla benim niyetimi olgun, saf ve nef kıl.

İlahi ! İnancımı sağlam ve sabit kılarken, kudretinle de benden doğmuş kötülükleri ıslah buyur. Beni mal, mülk, mevki ve şöhret hırsından koru. İzzet ve şerefimi, kibir ve gururumun peşinden koşan bir tutkun eyleme. Beni kendi kulluğuna ram kıl. İbadetlerimi, kendini beğenmişlik içinde yok etme.

Allah'ım ! Muhammed (SAV) ve aline rahmet eyle. Senin dinin yerine, sapık metot ve yollar edinmeyeceğim. Senin HAKK olan yolundan dönmeyeceğim. Kuşkuya düşürmeden sevap yolunu açacak ve fayda verecek bir “hidayet”e erişmeyi benim için de kolaylaştır.

İlahi ! Gafletim anında Seni anmak için beni uyandır. Beni, ömrünü sana ibadet ile geçirenlerden eyle. Senin sevgine varan yolu aydın bir şekilde görme yeteneğini bana ihsan eyle. Bana dünya ve ahirette ; hayr ihsan eyle.

1-BÖLÜM

“ DUA “

A. ALEXIS CARREL'İN DUASINA ÖNSÖZ

Carrel'in deyimiyle: “Dua'nın kökeni yoksulluk ve aşktır.” Fakat müslümanların dualarında bunlardan başka bir diğer unsur dua edenin bizzat yaşadığı toplumsal istekleri, sosyal sorunları ve dertleri de duada belirtmek şeklinde sosyal bir yön vardır.

Değişik islami dua metinleri etüt edilip incelendiğinde, islam duasının doğal olarak tarihsel bir belge olma özelliğini taşıyan duaların şu öğeleri içerdiği sonucuna varılır:

1. Fesahat

2. Duanın içeriğiyle uyumlu ve etkileyici bir musiki

3. Akıl

4. Siyaset

5. Teslimiyet ve başkaldırı (isyan)

6. Tevfik (başarı dileğinde bulunma)

7. Tevfit (Allah'a yönelme, O'na havale etme)

8. Felsefi yoksulluk

İki çeşit dua vardır:

I. tür dua, bir amaca ulaşmak için “bencil” insanlar arasında yaygındır.

II. tür dua, seçkin, samimi bir insandır. Allah’a aşıkça tapan, O'nunla söyleşmekten Onunla bulunmaktan Onun huzurunda durmaktan zevk duyan bir kişidir. Birinci tür dua avama özgü, ikinci tür dua ise ariflere özgü bir dua yöntemidir.

B. ALLAH'IN ADIYLA

Ahlaki ve irfani duyguların zayıflamasını, güçlü zekanın zayıflamasıyla eşit bir ölçü ve anlamda tutmak gerekir. Başarıya ulaşmak için herkese değişik türde de olsa belli bir sorumluluk yükleyen yaşam, zihinsel ve bedeni bünyeye uygun bir çizgiyi işlememizi istiyor.

 

C. DUA

Bilim dini uyutmak veya söndürmek biçiminde parlıyor. Biz Descartes'i izlerken Pascal’ı bırakmış, unutmuşuz. Biz zeka gücümüzü sağlamlaştırma ve ilerletme uğraşı verirken ruhun manevi çabalarını ahlak duygusu, güzellik duygusu ve özellikle irfan duygusu gibi olgunlaşmaktan, gelişmekten alıkoyuyoruz. Maneviyat hayatta başarılı ve mutlu olma konusunda, akıl kadar gerekli ve etkili bir unsurdur. Dua ruhun Allah'a doğru yükselişi ve ona aşıkça tapınış durumudur. Gelenekselleşmiş formülleşmiş dua biçiminin dışında kalan gerçek dua, Allah'a arifçe bir yönelişle, mistikçe bir cezbeyle somutlaşan bilinçli bir hareket durumudur.

D. NASIL DUA ETMELİ ?

Yöntem:

Dua etmek için, Allah'a doğru kendini yönetmek için sadece çaba gerekir. Bu çaba; zeka ve aklın itimiyle değil ve sevgiyle ve gönülle olmalıdır. Duanın etkili oluşunda tantana büyüklük ve törenin hiçbir değeri yoktur, belki bunlar gereksizdir de. .. Duanın kabul edilebilmesi için, üstün fesahata sahip alimlere ihtiyaç yoktur. Samimi ve kalpten gelen dualar geçerlidir.

E. NEREDE VE NE ZAMAN DUA ETMELİ

Sokakta, çarşıda, otomobilde, trende, büroda, okulda, iş yerinde dua edilebilir. Fakat dağlarda ormanlarda ya da odanın sessizliğinde daha iyi dua edilir. Her türlü samimi şartlarda edilen dua, tıbbi, psiko-fızyolojik moral ve ruh olarak insanları olumlu yönde etkilemektedir.

 

F-BİR ULUSTA DUANIN YOKLUĞU O ULUSUN ÇÖKÜŞÜYLE EŞ ANLAMLIDIR

'Durum ne olursa olsun sorun şudur: Dua anında Allah insanı dinler ve ona cevap verir. (Duasını kabul eder). Ahlaki ve manevi duygular bir ulusun faal unsurları arasına yer alır bunlar yok oluşa yönelirse o ulusun kesin çöküşü başlamış ve bağlarından koparak yok olmaya giden ortama girilmiş demektir. Bu da yabancılaşmaya zemin hazırlama olur. Eski Yunanın -Grek uygarlığı çöküşü bu nedenlerin etkisine bağlı idi. Ahlaki ve dini faaliyetler pratikte de birbirine bağlıdırlar.

 

G. DUANIN ETKİLERİ

Dua keyfiyetine şiddetine ve güçlü söylenişine bağlı olarak ruh ve cismimizi etkiler. Dua eden çehrelerde önceleri var olan vurdumduymazlık, eksiklik, kıskançlık ve kötülük duyguları yerlerini iyiliğe başkalarına iyilik yapmaya ve hayırlar istemeye terk eder. Zeka, bilgi ve güç itibariyle eşit durumda olan iki bireyden dua edenin ahlaki özellikleri ve karakteri çok pratik ve vasat bir tutumla etmeyeninkinden daha olgun bir görünüm kazanır.

Dua ortamında insan kendini olduğu gibi görür, kendine gelir, git gide_ruhsal bir sükuna kavuşur. Dua bire özgü somut bir çok belirtileri kendi özellikleriyle ortaya çıkarır.

Burada “Lourdes” örneği verilmekte samimi yapılan dualar kabul görürken, turistik yapılan ziyaretlerin kabul görmediği anlaşılmıştır. Öyle anlaşılıyor ki duanın kabulu şiddet, ısrar, keyfiyet ve içtenliğe bağlıdır. İnsan dua ile Allah'a yaklaşır. Allah da insanın kalbine. İnsan su ve oksijene gereksindiği oranda Allah'a da muhtaçtır. Sezgiye, ahlaki duyguya, güzellik duygusuna ve zekanın aydınlığına ek olarak din duygusu kişiliğin çiçeklenmesini sağlar.

II. BÖLÜM

DUANIN FELSEFESİ (Succad Ekolu)

DUADA; BİLGİ, AŞK, NİYAZ VE CİHAD

A. ÖNSÖZ

Bu bölümde sebepler yerine getirildikten sonra (askeri ekonomik politik, toplumsal ve bilimsel ön hazırlıklar) Allah'a yönelerek dua edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Gelenek ve kurallarla tapınmanın ve duanın etkisi toplumda zayıflamaya ve unutulmaya yüz tutarsa bu toplumun veya bu ulusun çöküşüne, dirençsiz kalışına zemin hazırlanmış olur.

Cinayetler üzerine yapılan incelemeler ortalama bir düzeyde göstermiştir ki toplumda cani ve suçlu olarak tanınan bireyler ya hiç ya da cahilce fakat çok az dua eden kimselerdir. Bu bölüm aşk yalnızlık mı, ayrılık mı?Gerçekçilik (realizm), idealizmin gerçekten kaçışı başlığı altında devam etmiştir. Burada samimi olarak sadece Allah rızası için, edilen duanın önemi ve gerçekliği vurgulanmıştır.

III. BÖLÜM

DUA-METİN

Bu bölümde bazı dua metinlerinden örnekler vermek istiyorum.

DUA

Allah'ım “Akidemi” “sorunlarımı”ın elinden kurtar ve koru!

Rabbim! Bana sorumluluktan kaçan inanç ucuzluğuna karşı dayanma gücü ver! İlahi! Akli ve bilimsel olgunluğum anında bile beni taasupa düşürme! Duyarlılık ve aydınlık faziletinden mahrum kılma! Allah'ım' Egoizm, çekememezlik ve kıskançlıkla kararmış cehalet ve başıboşluğumu düşmana savaş, dosta saldırı aracı yapma. Rabbim! Benliğimin; şöhreti olmam istenen benliğin durumunu bana verme!

Rabbim! Bana “ kavgacı ve inatçı “ bir takvayı öğret ki, sorumluluğun çokluğu arasında kaybolmayayım._Beni “perhizkar, mütevazi takva “dan koru ki, tenhalık ve uzlet köşelerinde gizlenmeyeyim.

Allah'ım! Beni bir Ali gibi kıl ve ruhumu şu boyutlarla donat: Minberde sözün mihrapta tapmanın, yeryüzünde işin, savaş sahnesinde kahramanlık ve cesaretin, Muhammed'in (sav) yanında vefanın İslam’da bilginin toplumda sorumluluğun, yaşamda abidliğin, çağında devrimin, iradede adaletin, evinde besleme ve eğitimin ustası, örneği ve üstadı ve her yerde Allah’ın kulu!..Rabbim imanımın bana şöhret ve ekmek getirmesi için bana merhamet eyle. Şöhret ve ekmeğimi imanım için tehlikeye atacak; dünyada para kazanıp dine harcayacaklardan dinden kazanıp dünyaya harcayanlardan değil olmam için bana güç ver.

IV. BÖLÜM

A. TAPAN RUHUN EN GÜZELİ

SÜCCAD İMAMI

“Tapan ruhun en güzeli” Cebbar, zorba değil, süccad olan bir imam Zeynel Abidin'dir. O ne ulu, ne güzel bir sıfattır “abid (tapan) ruhların en güzeli” “tapanların ziynet ve süsü”dür.

İslam'ın, esaslı, kamil duası bu anlamda üç yalvarmayı, üç isteği açığa çıkarır:Birincisi, yoksulluğun tecellisi, ikincisi açıkça ve arifçe duyguların tecellisi-ki bir aşığın sır, yakarma ve isteklerinden oluşur- ve üçüncüsü de bilimsel ve düşünsel bir eğitimle itikadi ve felsefi bir bilginin gündeme gelerek dua metninde, duacı için, gerçeklemesi. Para kazanmak, çalışmak, teknolojiyi gerçekleştirmek, fen bilimlerini öğrenmek, insan gücü, sermaye arttırımı, zorluğa katlannıak, eziyet çekmek, madenleri çıkartmak, tröst ve kartellerle mücadele etmek; dünya ekonomik sömürgeciliğine karşı savaşmak...ve bunun gibi sorunların yerinde dua etmek. Dua duacının bünyesini, huy ve karakter, ahlak, gidiş ve mahiyetini etkileyen bir faktördür.

İşte şimdi duanın tanımına ulaşmışız: “Dua insanın ızdırap, çile, endişe ve merakından ibarettir. Kendi benlik varoluş zindanından bilgiye ulaşmasıdır, kişinin. Kurtuluş arzusunu ve kurtuluşa olan aşkı kanıtlanılmaz yapandır.”. “Dua, yalnız ruhun ve yalnızlığın tecellisidir.”